I. Dünya Savaşı’ndan Önce Osmanlı İmparatorluğu

Birinci Dünya Savaşı’ndan önce Osmanlı İmparatorluğu hızlı bir geçiş ve bozulma halindeydi. Ortaçağ dönemi boyunca ve modern çağa kadar Osmanlı İmparatorluğu dünyanın en büyük imparatorluk güçlerinden biriydi. 17. yüzyılda Müslüman Osmanlılar doğu Avrupa, Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da geniş yelpazeyi yönettiler.
Osmanlı gücü İran Körfezi’nden Orta Avrupa’ya kadar uzanmış; Osmanlı sultanları neredeyse Afrika’nın kuzey kıyılarında, batısında Mısır ve Kutsal Topraklara (günümüz İsrail ve Filistin) yön vermişti. Osmanlı donanması Akdeniz sularını yönetirken, tüccarları İspanya, Portekiz ve İtalyan şehir devletlerine rakipti. İmparatorluk İstanbul’dan yönetildi. Hükümdarı padişah, güçlü bir kraliyet ailesinin mirasçısıydı. 1683’te Osmanlılar 200.000 kişilik bir ordu ile Avusturya’yı işgal etti ve uzun süreden beri vazgeçtikleri bir şehir olan Viyana’ya kuşattılar. Avusturyalılar, Almanlar ve Polonyalılar, Avusturya’nın başkentini savunmak ve Osmanlı’yı orta Avrupa’dan sürmek için büyük bir güç oldular. Bu yenilgi, 1700’lü yıllarda Osmanlı’nın genişlemesini durdurdu. 19. yüzyıl Osmanlılar dış baskı ve iç karışıklık karşısında imparatorluğunu kontrol altına almak için mücadele ettiler. 1850’li yıllara gelindiğinde durum oldukça kötüydü. I. Nicholas Osmanlı İmparatorluğunu “Avrupa’nın hasta adamı” olarak tanımladı. Bu düşüşün çeşitli nedenleri vardı. O dönemin diğer büyük imparatorluklarında olduğu gibi, Osmanlılar da etnik ve bölgesel grupların tayin ve bağımsızlık talep etmelerinden dolayı yükselen milliyetçilik ve muhalefetle karşı karşıya kalmışlardır.

I. Dünya Savaşı'ndan Önce Osmanlı İmparatorluğu
Osmanlı İmparatorluğunun bir zamanlar zorlu askeri gücü de önemli ölçüde azaldı. Osmanlılar bir dizi başarısız savaştan sonra Kuzey Afrika ve Mısır’dan sürülmüştür.Zayıflamış askeri konumlarını ve savaşı sürdürme kapasitesini bilen Osmanlı liderleri, Avrupa uluslarıyla ittifak kurmaya başladılar. 1870’li yıllara gelindiğinde, Osmanlıların Avrupa bankalarına 200 milyon pound’dan fazla borcu vardı. Kredileri ve faizlerine ilişkin yıllık geri ödemeler ulusal gelirin yarısından fazlasını oluşturuyordu.1800’lü yılların ortalarına kadar imparatorluğun iç sorunları ve Batılı fikirlerin sızması modernleşme çağrılarına yol açtı. Tanzimat Fermanı (1839) Osmanlı askeri örgütü, çiftçilik, kamu yönetimi, hatta üniforma ve elbise için Avrupa’dan ilham alan reformları başlattı. Avrupa üniversitelerinde eğitim görmüş genç Osmanlı bir grup kısa ömürlü bir devrim başlattı padişahı devirdi, liberal bir anayasa hazırladı ve anayasal bir hükümdar olarak yönetime ılımlı bir lider verdi.

You may also like...

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir